NeoTRİPist
Poetika
-Manifesto-
Durun…
Şimdi evet. Kirpiklerinizi oynatın ve nefes alıp verin. Müziği kısın ve hatta anethema-o simple mistake- sadece…
Ve bunu dinleyin.
Durun…
Şimdi için lütfen, ellerimizin dokunduğunu değiştirebileceği şuan. Anlam ve mantık belirliyorken kararları.
Durun, şimdinin içinde.
Monitör ışıklarının belirleyeceği bir dünyadan bahsediliyorken ve tarih… Kavga-dövüşlü çok uluslu rockçulardan olabilirsiniz. Bir futbol fanatiği ya da mehdi bekleyen bir mümin.
Ve benim gibi bir bilimsel Marksist,
Çünkü nesnel ve öznel koşullarımızın hepsinin içinde; Binalar, kapılar ve odalar ve odaların içinde olanlar. Kaçırdıklarımız kadar ya da bizden alınan el frenleri kadar.
Tutunamayanlar değil lan!
Hegel, Marks, niç’ee, martin luther king, malcım x, che…
Freud ya da adem smith ve adem soyu.
Öğrettiniz bunları durun şimdi.
Şimdiye bakın.
Hayata evet soytarı.
Kendi programında röportajını davet eden!
Ve söyle kaç kırbaç bu tel/bağlantı zihninde…
Kankalar ve saygın kalemler.
İskender/ Altay ve Mungan ve Cezmi ve Selimlileri
/ bir bakın abi / mi /
birasonrasırahavet
Yoksa önümü ilikliyim.
Dağılın bi yahu…
Kimin umurunda ki benim söylediklerim.
Sanki…
Mahallenin torbacısı Fante olmuş.
Ve dere intikamını alıyormuş teyze…
Sürükleniyoruz yani
Dibine…
İnsanımoğlum…
Durun şimdi.
Şimdinin içinde /
Yeni bir şey söylemek gerek!
Neotripist fikir ve sanat akımı:
Modernizim. Bireyi clan-kavim ve toplum düzeyinde tek ve yalın tanımı olan yalnızlığın içerisinde kavrar.
Marks; zevk ve ruh halindeki bağlantının mekanikleşmesi – yabancılaşma- olarak tanımlar.
Hegel; insanı idea ile olan bağı ile tanımlar.
Futuristler; asi çocuğun ab/i (d) yalakası olmasına karar verdi.
Neotripistler ise: hayatın iki temel dengenin bir sonucu olduğunu irdeler.
Yokluk ve varlık diyalektiğinin.
Siyah ve beyaz tanımlarıyla…
İyilik ve kötülük varsayımına ilerlediğini gözlemledi.
Ve saf olan iki tarafın mutlak birleşmesinin bir sonucu olarak niteler insanı.
Mantık aracı ile aklın
Duygu sistemleri ile ruhun.
Bu dengenin somut bütün üretimine açıktır.
Hareketimiz, topluma, sokağa sadece converslerle iz vurmak değil bu. Bir grafiti çizmek ya da sadece çizik atmak ve bunları yansıtan yüzleri, halleri çekerek ilerler. Tüm karelerin birer öyküsü olur. Dün ve bugün sarkacında…
Karalayın!
Yarına, bu bir bin yıllar öncesine ait mistik bir savaş olarak düşecek.
-serrum yazıtları-
20 ARALIK EYLEMİNE ÇAĞRI
UNUTMUYORUZ, AFFETMİYORUZ !
ΟΛΑ ΤΑ ΚΡΑΤΗ ΕΙΝΑΙ ΔΟΛΟΦΟΝΟΙ. ΔΕΝ ΞΕΧΝΑΜΕ ΔΕΝ ΣΥΓΧΩΡΟΥΜΕ!
alexis
20 Aralık Cumartesi | 14:30 | Taksim Meydanı
Otoritenin duvarındaki çatlaklardan kan sızıyor: kıpkırmızı… Sızan bu kan kimin kanı? Gözaltına alınıp kapatıldığı cezaevinde dayakla öldürülen devrimcinin mi? Eryaman'da kemikleri kırılana kadar dövülmesine göz yumulan travestinin mi? Dur ihtarına uymadığı için arabasında kafasından vurularak ölen gencin mi? Sokaklarda mendil sattığı için ölüme kadar kovalanan çocuğun mu? Eline silah verilip ölmeye ve öldürülmeye zorlanan binlerce genç erkeğin mi? Ölmeyi ve öldürmeyi reddederek, kimsenin askeri omayacağını açıkladığı için sivil ölüme mahkûm edilenin mi? Çapraz ateşle öldürülen eşcinselin mi? Gözaltında kaybolmuş yüzlerce insanın mı? Açlık grevini sona erdirsinler diye dozerler ve mermilerle paramparça edilen tutukluların mı? Ölesiye tecavüze uğrayan kadının mı? Korkudan babasının bacakları arasına saklanmaya çalışırken onlarca tüfek kurşunuyla delik deşik edilen çocuğun mu? Öfkesini kendi dilinde bağırırken canı alınan gencin mi? Etnik kimliği nedeniyle evinden köyünden çoluk çocuk sürülüp katledilenlerin mi? Kalbi bedeninde susup tüm dünyada atmaya başlayan kardeşim Alexis'in mi?
Duvar artık örtmeye çalıştığı zulmü saklayamıyor; zaptedemiyor. Bir öfke kabarıp üstünden aşıyor: simsiyah… Bu öfkenin içimizden dışarı taştığında, rehin alınmış, gasp edilmiş hayatlarımızın karanlık sokaklarını nasıl da şenlikli alevlerle ışıl ışıl aydınlatacağını hepimize gösterdi Yunanistan'daki kardeşlerimiz… Bu öfkeyi biz içimizde büyüttük; büyütüyoruz. Atina Politeknik işgalcileri tarafından tüm Avrupa ve dünyada devlet şiddetine karşı yapılmış küresel eylem çağrısına kulak vererek,
20 Aralık Cumartesi günü saat 14:30'da Taksim meydanında buluşacağız;
"BÜTÜN DEVLETLER KATİLDİR: UNUTMUYORUZ; AFFETMİYORUZ" yazan tek bir pankartın altında toplanıp, 15 dakika boyunca susup birbirimizin içinde yalazlanan öfkeyi dinleyeceğiz. Gözlerimizi devlete dimdik dikeceğiz; ki gözlerimize bakıp içimizden sokaklara taşmak üzere kabaran isyanı görebilsin. Bilsin ki unutmuyoruz, affetmiyoruz.
Devletin ve her türden otoritenin zulmüne karşı içindeki öfkeyi, isyanı ortak kılmak isteyen herkesi 20 Aralık eylemine davet ediyoruz.
anarşistler ve anti-otoriterler